Vahiy Bize Epistemolojik Bir İmkan Sunar mı?
Dini metinlerde merkezi bir yer tutan “vahiy” kavramı, insanlığın bilgi ile kurduğu ilişkinin derin ve tarihsel bir tezahürü olarak okunabilir. Bu kavram, temel bir epistemolojik soruyu gündeme getirir: Bilgi, bireysel deneyim ve akıl yürütmenin bir ürünü müdür, yoksa insanı aşan bir hakikatin -örneğin ilahi bir kaynağın- zaman ve dil içindeki açılımı mıdır? Bu kadim ikilem, bilginin kökeni üzerine yapılan felsefi tartışmaların özünü oluşturur. Vahiy, bu bağlamda, epistemolojinin geleneksel sınırlarını sorgulayan bir model işlevi görür; yalnızca akılcı ve ampirik yaklaşımların ötesine geçerek, bilginin "dışsal" ve aşkın bir temele dayanabileceği ihtimalini işaret eder. Farklı düşünce geleneklerinde bu model, mistik bir "açığa vurulma"dan rasyonalist bir "temel sezgi"ye kadar çeşitli formlar alır, ancak her durumda köklü bir epistemolojik araç olarak varlığını sürdürür. Nihayetinde, bu model bilginin salt bir birikim mi yoksa ezeli bir hakikatin yankısı m...