1 Ağustos 2018 Çarşamba

Her gün güneş doğuyordu...

Her gün güneş doğuyordu... Her sabah, sokağın başından "Sütçü!" diye bağıran mahallenin sütçüsü... Her gün geliyordu süt satmak için.
Öğlen vakti uyandığı yatağından sağa sola sendemeler, bir taraftan da ayak topuklarından yukarı yükselen iğnelemeli ağrılar... Saat üçte iş başı. Gece, artı mesai ile birlikte ikide eve... hayatı hep böyle gidiyordu...
Her gün her sabah güneş doğuyor ve her gün işe gidiyordu. Sütçü ısrarla her sabah; "Süt!" diye çığırıyordu.
-"Benim evim yan binanın üçüncü katında ve her gün sabah erken kalkarım. Hikmet'in öğlene doğru geç saatlerde uyanmasını, saat iki gibi evden apar topar çıkışını görürüm. bu hep böyledir. Bazen ayakkabısının bağcıkları sağa sola savrularak koşar adım gider. Servise yetişmek için. Bir gün olsun; Hikmet'in farklı bir şey yaptığını hatırlamam."
Kışla Caddesi'nden şehrin merkezine doğru inen insanlardan bir kısmı, sabah erkenden hastanede olan randevularına yetişmek için otobüs durağına birikiyor. Onlardan biri de mahallemizin teyzesi; Aliye Teyze... Her hafta kesinlikle aksatmadan hastaneye gider. Salı günü. Neden Salı günü bilmiyorum. O hep Salı günü orada...
Mustafa, üçüncü kattaki dairesinden sabah erkenden kalkıp, yine Hikmet'in işe nasıl apar topar gittiğini size anlattı değil mi? Mustafa, "Belediyeden emekli temizlik çalışanı" O hep böyle tanıtır. Yani o bir çöpçü emeklisi...
Akşam, güneş yine battı. Gece... Ay görünür mü acaba. meteoroloji yarın yağmur var dedi. Güneş yarın yine doğacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder