12 Aralık 2017 Salı

Sevgili facebook

Bugün kaç yazımı paylaşmadan sildim inan bilemiyorum sevgili facebook. seninle aramızda yaşanan bu biraz gerilimli belki biraz malayani ilişkinin nedenlerini çoğu zaman tam olarak anlayamıyorum. Ama ilişkimizin sürdürülebilir olmasının nedenleri var; sanırım... Benim yazmak, paylaşmak, düşünmek, kendini ifade etmek, var olduğunu hissetmek gibi insani duygularımdan kaynaklanıyor olmalı... Konuşmadan, yazmadan duramıyorum. Düşünsene günümün büyük bir kısmını derste konuşarak, geri kalanını sağda solda karşılaştığım insanlarla gevezelik yaparak, bir de evde çeşitli konularda nutuklar atarak geçiriyorum. Beynimin içinde hep bir konuşma halindeyim. Konuşma halindeyim diyince aklıma geldi; ben, öğrendiklerimin aslında hep konuşmamdan dolayı gerçekleştiğini düşünüyorum. "Çok konuşan çok bilir" diyorum anlayacağın. İnsanların çok konuşmadığını görüyorum. Geri zekalıca kelime kurma çabalarından bahsetmiyorum sana... Sen de bilirsin ki mesela sen yazılım ürünüsün ama her kod yazılım olamıyor. İşte, kelime kurma çabası da bunun gibi bişe. Neyse bunu geçelim. Heee ne diyordum...
"Beynim..." diyordum; hep bir faaliyet halinde. Müzik yapmayı düşünürken aynı zamanda fizik, biraz da tarih aradan dini meseleler, -hatta bak şimdi aklıma geldi yazarken- Balzac'ın bir romanınındaki kahraman Felix'i, belki bir şiirde geçen mısrayı düşünmeden edemiyorum. Bunların hepsini bir arada yapıyorum. Bazen hiç bişe yapamıyorum ama... beynim boşalıyor. Beyinsiz oluyorum... Senin de bir beynin yok değil mi fecabook... ama geri zekalı olmadığını biliyorum. beyinsiz olmakla, gerizekalı olmak; demek ki aynı şeyler değil, değil mi? Senin beynin yok ama geri zekalı değilsin demek istiyorum. Bu işte hoşuma gidiyor yani senin beyinsiz ama gerizekalı olmaman...
Hayat askarî ücret gibi sevgili facebook. ne artıyor ne azalıyor. iki geyik yapalım dedim seninle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder