15 Eylül 2017 Cuma

Şapkalı tuhaf kadın

Pablo Picasso Ağlayan Kadın
Salı sabahı erkenden kalkıp işe gitmenin heyecanını yaşayan kaç kişi vardır. O, gerçekten bu sevinci yaşıyordu. Tam olarak üç yıldır kesintisiz, izin almadan çalışıyor olması ise patronu Mehmet Salih'i dahi rahatsız etmeye başlamıştı. Nusret'in bu temposu Salih'in elbette işine geliyordu ama ortada bir sorun vardı; neden, niçin, nasıl yapıyordu bunu... Nasıl dayanıyordu bu kadar yıldır izinsiz çalışmaya... Bir pazar tatili, o kadar
-Nusret abi, geçen cumartesi, hani bir kadın gelmişti, boynunda haki yeşil bir şal, Bistre renkli ceketi, başında Porkpie-hat tarzı ama Viktorian püskülü ili ilginç şapkası, elinde tuttuğu bir kaç beden büyük tote çantasıyla oldukça ilginç bir karakterdi. Kimdi abi o?
-Bilmem... Özel biri değildi kadını tanımıyorum. Ama ne konuştu yahu... Belki bir elli dakika beni meşgul etti. Fransa'da yaşamış; yirmibeş yıl. Aslen Muğlalı imiş... Eşi ölmüş, iki kızı varmış biri Erzurumda öğretmen diğeri Kanada'da yaşıyormuş... Oo... kadın anlattı da anlattı.
-Sana göz koyuş olmasın abi?
-İnanın olsun ben de öyle düşündüm ama kadın benden çok mağazanın sahibini merak etti... Adını, yaşını, nereli, kimlendendir gibi... Dayanamadım espiri yaptım, "Sizi tanıştırayım hanımefendi isterseniz, Salih beyle" dedim de kadın artık sormaktan vazgeçti...
-Valla o kadın kafama takılmış durumda abi, çok ilginç bir karakterdi...
-Ne yapacaksın oğlum sen işine bak ya...
-Akşam Taksime gideceğim abi, gelir misin?
-Yok ne işim var Taksimde... Kumkapı'dan çıkmam ben. Kedilerimi özlerim.
-Masa kuracak mısınz
-Ne masası lan! Beş vakit namaz kılan adama sorulur mu?
-Camiden çıkmaz oldun.
-Yaş Ellibeş oldu artık yana yatmaya başladı tekne Yavuz.
-Aman abi dikkat et
-Sen de
-Yahu bu şapkalı kadın sahi kimdi... Sen tanıyorsun değil mi
-Cııık...
-Tamam
bitti

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder