7 Ağustos 2017 Pazartesi

Tiyatro çok kütüydü ama o teyze...

Tiyatro gişesinde duran yaşlı kadının sigara içmekten sararan işaret parmağı bana, "Sadece sigara değil acaba esrar da çekiyor mu ?"diye düşündürüyor... Yaşlılıktan kelleşen kafasında azalan ağarmış saçlarını boyadığı kestane renginin en olmaz tonlarını taşıdığını ise sanırım herkes farkediyordu ve büyük ihtimalle kendisi de...
Bilet alacağım ama o daracık gişeye kendisiyle aynı yaşlarda bir kadınla ödenmeyen günlüklerinin isyanlarını sin-gaf küfür ederek şikayet ediyor.  Özellikle; "s...rim böyle işi" cümlesi içimdeki şeytanı dahi güldürecek kadar beni tahrik ediyor...
-Teyze ahın gitmiş vahın kalmış! sen kim o çapta alet nerede...-Terbiyesiz çocuk utanmıyor musun annen yaşında bir kadına böyle konuşmaya...
-Ne annesi; anneneciğim.... cümlelerini bırakıyorum.. Yanımda duran pansiyon arkadaşım gülüyor.
-S..git lan! Sana bilet falan vermiyorum.
-Seni şikayet ederim.
-Kime edeceksin, etsen ne olur.  Senin şikayetinle beni mi atacaklar bu işten. Valla bak sıkma canımı, ayağımın alına alırım ha!! Sinirden kurumuş dudaklarını açıp kapatıyor, üç diş bu sırada aradan parlıyor...
Gönül almak için; anneannelere el kalkmaz buyur, diyorum.  Duraksıyor... Onunla kavgamın sırf geyik olduğunu farketti... Gülümsüyor... "Lan sen çok serefsizsin haa! Tekrardan ağzında kalan üç dişin gülüşü ve onlara eşlik eden parlayan gözlerle bileti uzatıyor.
Para vermesem olur mu diyorum
-Oha!
-Tamam...
-Akşam buluşalım istersen bende macera çok...
-Ayağımın altına alırım seni eşooo...
Gülmeler ama anneannemin hoşuna gidiyor, kompliman... Kentli kadın, acılarını saklamanın yolunu en çok ağzına sıkıştırdığı küfürlerde buluyor. Kadına küfrü yakıştırıyorum o vakit... Hele de o yaşadığı acıların; ses tellerinden titrek ama bir peşrev tadıyla dökülen kelimelerle olduğunda...
Tiyatro mu?
Seyrettim. Çok kötüydü...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder